Cemil Meriç Sözleri

Aşağıda sizler için 2026 yılı itibarıyla hazırladığımız Cemil Meriç Sözleri bulunuyor. Bu özel içerik, kısa ve uzun seçeneklerle dolu olup, duygularınızı etkileyici bir şekilde ifade etmenize yardımcı olacak. Güzel ve anlamlı sözler arıyorsanız, havalisozler.com.tr bulacağınız bu Cemil Meriç Sözleri, sosyal medyada paylaşım yaparak ilgi çekmenizi sağlayacak. Sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz bu sözler, günlük mesajlarınızı daha özel kılacak.




Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, Neşideler Neşidesi veya Kur’an: Senin kitabın hangisi?
Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.
Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.
Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir?
Tabular tabular! Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah u vahlar.
Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.
Vakit geçmiyor diye şikâyet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.
Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.
Sağ ve sol: Anladım ki bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.
Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
Artık herhangi bir hayale kucak açamayacak kadar yorgunum.
Deha tabiatın en tehlikeli armağanı.
Evladım bu ülkede sağcı solcu ilerici gerici yoktur. Namuslular ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olunuz. Göreceksiniz, çok kalabalık olacaksınız.
Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.
Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.
Değişiklik olmayan yerde, hayat yoktur. Keşke düşünceler de insanlar kadar çoğalabilse.
Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!
Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle Avrupa’dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.
Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, “felsefe taşı”nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.
Yığın düşünmez, maruz kalır.
Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
İnsanlar hür doğarlar, eşit haklara sahiptirler; hiçbir hülya bana bu kadar çocuksu, bu kadar anlamdan yoksun gelmemiştir.
Kitap, zekayı kibarlaştırır.
Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.
Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür.
Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.
Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.
Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütün üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.
Kelime: Senin yıldızların kelimeler söyle raks etsinler alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. Yıldızlar Tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönle köprü, asırdan asra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime âdem.
Bir ideal için ipe çekilmek, ölümlerin en güzelidir.
Aşk bir teslimiyettir bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede varlığından soyunmak.
Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.
Aydınların aydınlatmadığı halkı, soytarılar aldatır.
Düşünceye cazip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
Sol ve sağ. Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.
Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.
İngiliz holigandır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, maruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince aslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz’ laştıranlardır.
Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.
Namaz kılan bir toplumun psikolojiye, zekât veren bir toplumun da sosyolojiye ihtiyacı yoktur.
Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.
Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden ala akraba mı olur?
Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.
Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.
Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç.
Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.
Ormanı görmedin. Ağacı görmedin. Rüzgârın önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanıyorsun.
Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.
İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.
Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı!
O kadar yalnızdım ki karanlıklardan İblis ‘in eli uzansa minnetle sıkardım.
İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.
Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.
Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.
Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.