İbn-i Haldun Sözleri

Aşağıda sizler için 2026 yılı itibarıyla hazırladığımız İbn-i Haldun Sözleri bulunuyor. Bu özel içerik, kısa ve uzun seçeneklerle dolu olup, duygularınızı etkileyici bir şekilde ifade etmenize yardımcı olacak. Güzel ve anlamlı sözler arıyorsanız, havalisozler.com.tr bulacağınız bu İbn-i Haldun Sözleri, sosyal medyada paylaşım yaparak ilgi çekmenizi sağlayacak. Sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz bu sözler, günlük mesajlarınızı daha özel kılacak.




Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.
Mağluplar galipleri taklit ederler.
Zulüm, umranın harap oluşunun habercisidir.
İlim bir kuyu, tartışma ise onun kovası gibidir.
Her şeyi takdir eden Allah’tır ve O’ndan başka Rab yoktur.
Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.
Öğretmenler, bilim sahibi olma yolunda öğrencilerine kitaplarını ezberletirler. Ancak bilimsel tartışmalarla ve münazaralarla, konuları ve sorunları zihinde yerleştirme suretiyle kestirilebileceğini unuturlar.
Akletmek Müslümanlar tarafından terk edildi ve bu yüzden zelil bir hale düştüler.
İlme yasak koyanlar veya insanları yalanla meşgul edenler, aklın ve insanlığın en büyük düşmanlarıdır.
Coğrafya kederdir.
Adaletsizlik medeniyeti mahveder.
Kalpleri müteferrik olanların akılları birleştirilemez.
Gayri memnunlar medeniyet kuramazlar.
İnsanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur.
Bil ki kötü ve yerilmiş ahlaktan uzaklaşıp, üstün bir ahlaka ve kişiliğe sahip olmak, ancak kişinin kendisinde bir kemal ve yeterlilik vehmetmesiyle ve insanların kendisinin ilim ve sanatına muhtaç olduğunu hissetmesiyle gerçekleşir.
İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür.
Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.
Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.
Barbarlar savaşla yenip fetheder, medeniyetse sulhla fethedeni fetheder.
Çünkü insanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur.
İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.
Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.
Aklın birçok mertebeleri var. Önce dış dünyanın id­rakı: taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı za­rarlıdan ayırır.
Bil ki mantık ilminde esas, ispat etmektir.
Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.
Merhamet, masum olduğu için her kalbe misafir olmaz.
Kentliler, kendilerini rahatlık ve kaygısızlığın döşeğine salıvermişler, mutluluk ve bolluğa gömülmüşler, mallarını ve kendilerini koruma işini, yönetenlerine, valilerine, yargıçlarına ve sürekli koruma görevlilerine bırakmışlardır. Ve çevrelerini kuşatan kale duvarlarının, önlerinde dönüp dolaşan bekçilerin ve nöbetçilerin sağladığı güvenceyle uykuya dalmışlardır. Hiçbir kaygı, uyarı heyecanlandırmaz onları. Ellerinden kaçabilecek avları da yoktur. Alabildiğine iyimserlerdir ve kendilerini güvenlik içinde bulurlar. Bu nedenle silahlarını bırakmışlardır.
Durumdan duruma geçişler bütünüdür her şey. Bu değişmeler ve geçişler, kişilerde, sürelerde, kent ve kasabalarda olduğu gibi, tüm evrende, ülkelerde, kıtalarda, zamanlarda ve devletlerde de olur.
Peygamberler bile, başkalarını yenmek için, kendileri gibi düşünen yol arkadaşları bulmak zorundadır.