Sadi Şirazi Sözleri

Aşağıda sizler için 2026 yılı itibarıyla hazırladığımız Sadi Şirazi Sözleri bulunuyor. Bu özel içerik, kısa ve uzun seçeneklerle dolu olup, duygularınızı etkileyici bir şekilde ifade etmenize yardımcı olacak. Güzel ve anlamlı sözler arıyorsanız, havalisozler.com.tr bulacağınız bu Sadi Şirazi Sözleri, sosyal medyada paylaşım yaparak ilgi çekmenizi sağlayacak. Sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz bu sözler, günlük mesajlarınızı daha özel kılacak.




Kurdun kafasını halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil önce kesmek gerekir.
İnsan dilini tutup konuşmadıkça ayıbı da hüneri de gizli kalır.
Ey insanoğlu! Adının unutulmamasını istersen çocuğuna ilim hüner marifet öğret ve onu akıllı fikirli yetiştir. Böyle yaparsan arkanda seni rahmetle anan bir kişi bırakmış olursun.
Kalbi kırıkların hatırını sor onları sevindir. Bir gün senin de gönlün incinir.
İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki ölülerin nasihatini duyabilesin.
Doğru söyleyip zincire vurulmak yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.
İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!
Tek ırmak kenarından sıcak su iç de ekşi suratlının soğuk gül şerbetini içme. Yüzü safra gibi karmakarışık olan bir adamın ekmeğini tatmak haramdır…
Emrindekileri bağışlamasını bilmeyenler bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.
İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın!
Halkın bahçesinden padişah bir elma yerse adamları ağacı kökünden sökerler.
Bir gece sevdiğim içeri girdi. Yerimden öyle bir fırlamışım ki elbisemin eteği mumu söndürdü. Güzelliği ile karanlığı dağıtan sevgilim sordu ben gelince neden ışığı söndürdün? Dedim ki: güneş doğdu zannettim…
Soysuzlara karşı soysuzluk etmek mümkündür. Lâkin insan olanın elinden köpeklik gelmez…
Efendi davul sesi ile uyanıyor bekçinin gecesi nasıl geçti nereden bilecek.
Kabirlerinde rahat yatıp uyuyanlar yeryüzünde halkı rahat tutanlardır.
Ekmek yerine güneş olsa sofrasında güneş yüzü görmezdi kimse kıyamete dek cihanda.
Yağmurun temiz tabiatında yokken aykırılık bahçede lale biter kıraç toprakta diken.
Meyvelerle yüklü dal başını yere kor. Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz.
Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan perişan olanları gönlünden çıkarma.
Yarasanın gözü gündüz göremiyorsa güneşin ne günahı var bunda?
Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin; basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin.
İnsan ya insan gibi akıllıca söylemeli yahut hayvanlar gibi susmalıdır!
Sel heybetle aktığı için yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer. Hâlbuki çiğ damlası küçük ve âcizdir; bu sebeple gökyüzü onu muhabbetle alır ayyuka çıkarır…
Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.
Asık suratlıdan bir şey isteme onun kötü huyundan elem duyarsın. Gönlünün gamını anlatacaksan bir kimseye anlat ki yüzünü görünce ferahlayasın.
Ey akıl sahibi! Gül dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var gülü demet yap… Eğer tabiatında yalnız kusurları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.
Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Büyük planda hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.
Söyle mürüvvetsiz eşek arısına bal vermez madem sokmasın bir de.
Varlığı perişan olan kimse ne tiz’i fark eder ne pes’i. O bir kuşcağızın ötmesiyle de feryada gelir.
Girerse hasta öküzün biri otlağa bulaştırır hastalığı bütün köy öküzlerine.
Üç şey sürekli kalmaz; ticaretsiz mal tekrarsız bilgi cesaretsiz iktidar.
Methü senâ ipiyle kuyuya inme hatem gibi sağır ol da kendi ayıplarını dinle.
Her ormanı boş sanma belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.
İnsan ruhunu iki şey karartır: susulacak yerde konuşmak ve konuşulacak yerde susmak.
Tahammül sana önce zehir gibi görünür. Fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.
El alemi ayıplarıyla anan bir kimsenin senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme!
Eskiden dünyada görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.
Kesme nevanı; içine salsalar da keder. Kırılsa gönül medd ü cezr ile hepsi geçer hepsi geçer.
Büyük kalarak yaşamanın şartı odur ki her küçüğün kim olduğunu bilesin.
Ey fakir! Sen halk yolunda oyun çocuğu sayılırsın. Büyüklerin eteğini bırakma. Mayası bozuk kişilerle düşüp kalkarsan izzet ve vakalarını kaybedersin. O halde büyüklerin eteğine yapış. Talebeler çocuktan daha acizdir. Hocalar ise muhkem duvar gibidir. Yeni yürüyen çocuk duvara tutunarak yürür. Sen de yeni yürüyen çocuk gibi âlimlerin muhkem duvarına tutunarak yürü.
Padişahken zulmedersen padişahlıktan sonra dilenci olursun.
Öğüdü tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme ey şaşkın. Elinden dizgini kaçırmış olan zavallıya oğlum yavaş sür denmez…
Hastaya şeker vermek günah olur çünkü ona acı ilaç fayda verecektir.
Güzel bir kadın bir mücevher iyi bir kadın bir hazinedir.
Ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan sana insan demek yakışık almaz.
Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki ileride koyun gibi güdülmesinler.
Düşman bir kusur bulunca büyüklerin kalplerini dağlar. Ateş ufacık şeyle de alevlenir. Fakat koca koca ağaçları tutuşturmak mümkündür…
Salih adam dilenirse ancak kendi nefsinden dilenir ve ondan hırsı terk etmesini ister. Çünkü her saat ver diyen bir nefis sahibini zillet içinde köy köy dolaştırır…
On derviş bir kilimde uyurken iki padişah bir dünyaya sığmaz.
Konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizler dilini tutamayan kimseden daha üstündür.
Kişi bu alçak dünyaya tenezzül etti mi bala kapılmış sineğe döner.
İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım… Biri nefes aldığı için diğeri verdiği için. Çünkü verip almamak alıp vermemek var.
Ne kadar okursan oku; bir bilgine yakışır şekilde davranmadığın sürece cahilsin demektir…
Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir.
Gönlünün dertli olmasını istemezsen dertli gönülleri dertlerinden kurtar.
Şarap sarhoşu gece yarısı sakinin sarhoşu ise mahşer sabahı uyanır.
Eşeğini düşman vergisini de sultan alıp gittikten sonra o memleketin tacında tahtında ikbal kalır mı?