Yılmaz Odabaşı Sözleri

Aşağıda sizler için 2026 yılı itibarıyla hazırladığımız Yılmaz Odabaşı Sözleri bulunuyor. Bu özel içerik, kısa ve uzun seçeneklerle dolu olup, duygularınızı etkileyici bir şekilde ifade etmenize yardımcı olacak. Güzel ve anlamlı sözler arıyorsanız, havalisozler.com.tr bulacağınız bu Yılmaz Odabaşı Sözleri, sosyal medyada paylaşım yaparak ilgi çekmenizi sağlayacak. Sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz bu sözler, günlük mesajlarınızı daha özel kılacak.




Herkes bilir gitmesini. Bir zaman öğrenirsin gideni sırtından öpmesini.
Biz şimdi ölsek en fazla kahvede çaylar soğur.
Evlerin çatıları kapıları ve perdeleri sevinçleri coşkuları olduğu kadar acıları ve yoksullukları da örtüyor. O örtülü kapıların perdelerin ardında herkes kendi cennetini ya da kıyametini yaşıyor.
Kısa bir öyküdür hayat uğruna upuzun acılar çektiğimiz.
Gitti kanatları yüreğimdeydi kalan elimde minyatür bir kuş şimdi. Yitirdim o aşkın kimliğini hükümsüzdür.
Herkesin biraz faili olduğu meçhul bir cinayetim şimdi.
İstediğin kadar uzağa git! Hep aynı gökyüzünü paylaşacağız.
Yitirdiğin her şeyde kazandığın bir şey vardır kazandığın her şeyde biraz yitirdiklerin. Hayat karşına nasıl çıkarsa çıksın vazgeçme ve unutma senin hayallerin olmazsa başka birinin hayali olamazsın asla.
Kanmadım aynalara sana kandığım kadar içimde bir boşluk sana yandığım kadar.
İyi ki bu düştesin her sabah ışıyan güneştesin iyi ki yoksuluz bulutlar gibi soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi.
Bazen anılara en çok yakışan elbise birkaç damla gözyaşıdır unutma.
Kimse bilmez be canım bir yara bir ömrü nasıl kanatır.
Ya kederiydik kendimizin ya bir halkın kaderi ya şakağı ya şafağı bir halkın namlular çarmıhında!
Yaşam yanıltmanın insanlar yanılmanın ustası oldukça yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar.
Oysa ölünecek bir şey yokmuş gidince sen yaşanacak bir şey olmadığı kadar.
Böyle geçip giderken uzun zamanlar kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Ve ant olsun ki hiçbir kurşun hiçbir çelik hiçbir toprak ve hiçbir vatan daha kutsal değildir insandan!
Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım. Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın.
Ses hoyrat sevinç yılgın şakaklarım sonbahar.
Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık.
Umuttan umudu kesmemek istiyorum çünkü hala hayatın düşlere borcu var.
Gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın gittiğin yer bir uçurum kadar uzak.
Siz orada kalabalık ve kabarık kalın sağ olun yalnızlık iyi yalnızlık iyi.
Demiştim gidip geniş bir bulut alalım. Çünkü yarın gökyüzü üzerimde hep dikdörtgen kalacak. Yarın kalbimin ormanına küller yağacak.
Yıllar geçer İdris’lerin kalplerindeki çocuklar daha ölüdür düşleri hâlâ terasta İdris’ler ise zemin katta kiracı oturur.
Önce sesini sonra yankısını çaldırdın şu beton ormanında Kal orda! Artık hiçbir şeyden kurtulamazsın. ıslanmışsın bir kere oğlum yaş gününde kuruyamazsın.
Gözlerini sil ve bu sevda kadar koyu bir çay tutuştur ellerime. Yok gitme! Gitme sen gidince sevmek yüreğimde düğümleniyor. Özlemeyi yutkunuyorum.
Hayat hattında acemi tayfalardık. Ne avunduk sevinç müsveddeleriyle aşktan ikmale kaldık.
Sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum. Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık.
Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın.
Bu yüzden uğruna çok öldüğüm sabahlar yaralıdır. Gençliğim darmadağın bir ilkyaz tufanıdır. Bu sevdayı kurda kuşa yedirtmem!
Deli sormuş deliye aşk nedir diye? Deli gülmüş deliye ben niye delirdim diye.
Yanıldım ve yoruldum vuslatların izinde beyhude kederlerde sözüm kalacak bu dünyadan gidilir gidilmesine de günlerin yakasında elim kalacak.
Herkes arar pembesini. Oysa kendinden ötesi yoktur kimse sevmez yalnızlıkta gölgesini.
Her ömür kendi gençliğinden vurulur.
Artık bu ayrılıklardan kalbim usandı bir gökyüzü bir duvar bir resmin kaldı oysa dünya ne geniş koğuşum dardı bıraksalar martılarla randevum vardı.
Seni bana uzak kılan bu ıssız ve derin uçurumlar. Uçurumlar utansın!
Boşuna çırpınma gökyüzü: Yurdum kadar ağlayamazsın.
Herkes kırılamaz ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için ama dünya kütüklerin.
Aşkın kavgasını veremeyenler hiçbir şeyin kavgasını veremezler! Aşkın özgürlüğünü yaşayan ve yaşatmayanlar ise hiçbir özgürlüğü hak edemezler!
Ben iki şeyin apansız geldiğine inanırım aşk ve ölüm. İkisi de geldiğinde git diyemezsiniz. İkisinin de önemi ve büyüklüğü belki de geldiklerinde git diyemediğimiz içindir.
Bir insana ya benimle olur musun? denir ya da benimle ölür müsün? İşte iki noktacık değiştirir anlamı.
Eski bir aşk yeni bir ayrılıktır her zaman. Bunu kuşlar sorar yıldızlar da anlatır kimse bilmez be canım bir yara bir ömrü nasıl kanatır.
Sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım. Çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım. Halkımı tanısan yurtsuz çıkarım.
Herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim bir de kimsesizliği.
Öyle bir serüven ki hayat Karanlıkta Polyanna’lar ışıklarda palyaçolar dolaşır.
Yaslı bir kışa rehin düşse de günler kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.
Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım Keşke senin adın yalnızlık olsaydı ve ben hep yalnız kalsaydım.
Ben seni hep ayrılıkla anmışım titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını. Hep adını yazmışım.
Ve ben gittim yüreğimde kan gülleri. Siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni!
Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?