Sevgiliye Söylenecek En Güzel Aşk Sözleri
Sesine mevsimlerin eğildiği, gözlerine baharın ağladığı, ağlar gibi gülmeni, dokunuşlarımla gülecek gibi duran yüzünü özledim.
Bil ki düşmek değildir insanları üzen… Elinden tutar gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren.
Sen güllere özenme, güller sana özensin, üzme tatlı canını sen güllerden güzelsin, sevgi kadar özgürsün
Öyle içten ki yüreğimin en derinindeki yerin; çıkarı yok, çıkası yok, çıkarasım yok.
Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa o gözlere bakmayacaksın.
Kalbimi sana emanet etsem korur musun? Dilimin ucundaki cennet sevdamın sonundaki ‘ömrüm’ olur musun?
Her nefis aşkı tadacaktır. Ama tadılan her aşk nefis olmayacaktır.
Sen benim seni nasıl sevdiğimi bir başkasını sevdiğinde değil, bir daha böyle sevilmediğinde anlayacaksın.
Yüreğim umulmayan yaralarla baş edemezken, bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim ve sen hangi âlemde hangi düşlerde isen gel, çünkü gülüşünü çok özledim.
Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin. Bugünde mi geçmedim aklının kıyılarından.
Aşk bazen o elini ilk tuttuğundaki sıcaklık, gözlerine ilk baktığındaki o ışık ve tenine ilk yaklaştığındaki o tutkudur.
Güneşin buz tuttuğu yerde bir alev görürsen, o bil ki yalnız ve yalnız senin için yanan kalbimdir.
Ne güzel bir yalansın sen, hep inandığım.
Ya bir gün karşı karşıya geldiğimizde, birbirimize düşman gibi değil de pişman gibi bakarsak…
Tenine dokunabilmek mi? Hâşâ! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime; tutmayana aşk olsun.
“Çok” sevilmeye değil, “hep” sevilmeye ihtiyacım var.
Eğer beni hissetmek istersen bir gece yarısı odanın tüm pencerelerini aç ve içine derin bir nefes çek bil ki içine çektiğin her nefeste beni tadacaksın.
Adın ki en güzel kelimedir dağarcığımda ne zaman ansam; kelimelerim kendini asar darağacında.
Gözlerine üfleyen uyku perisini cebime hapsettim. Çünkü bana verdiğin en iyi hediyelerden biri o. Onunla şarkılar fısıldamak istiyorum kulağına. Benim kurtarıcım bu uyku perisi.
Sesini duyabilme umuduyla yaşadığım hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsa da sesini duyabildiğim için yaşamaya değer.
Ben seni ne dağlara ne de buğulu camlara yazdım. Ben seni yüreğime yazdım.
Sevmekle bitmeyenimsin, sen benim hakikatlimsin.
Olur da bir gün özlersen başlatma gururuna; çık gel…
Sen benim en kıymetlimsin, en güzel vazgeçilmezimsin.
Seni herkese benzetecek kadar değil, baktığım her yerde seni görecek kadar sevdim.
Ey alfabemin en güzel harfi yâr… Gönlüm seni gözümden, gözüm seni gönlümden istiyor.
Kelebek gibidir aşk. Peşinden koştukça senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, belki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konar.
İnan her günün sabahı gözlerimde senin gözlerinin görme umudu olmasaydı sevgilim hiç uyanmazdım.
Ömrümün her gününde, asırlık elem saklı… Adın kalbime mühür artık, dilde yasaklı!
Uykusuz gecelerimin sabahısın, bütün güzelliklerin adısın, sen benim kara sevdamsın.
Bir ilk gibi yaşayacağım içimde, kalan son sevgi parçasını seninle, sakın ayrılmayalım aşkım ölsem bile ellerinde.
Acılarımı bile tatlandırıyor aşkın. Yıkıma terkedilmiş kalemin bütün hücrelerine sürülmüş iksir gibisin.
Büyük aşklar ya sonsuzdur ya da onsuz!
Kalbim yanıyor adeta adın kazındı bedenime her yerde ismin yazıyor nereye baksam seni görüyorum âşık oldum diyorum duy sesimi bir tanem.
Ve biz seninle tarih boyu geç kalınmış aşkız, hiç vaktinde yetişemedik hayal kırıklıklarımızı taşıyan vapurun kalkışına…
Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de.
Mevsim ağlıyor bugün, özlüyor o aydınlık günlerini, ayrılıyor yapraklar ağaçlardan bir hasret rüzgârıyla. Bana eylülü yaşatma ey sevgili!
Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; ten’e değil, kalbe dokunacaksın.
Mutlu olmak kimin umurunda, sen yanımda ol yeter.
En derin, en içimdesin, sen benim en güzel derdimsin.
Aşkın kâr zarar defteri yoktur. Alacağın varsa, yüreğine yazacaksın.
Sana gülüm desem solar gidersin sana meleğim desem uçar gidersin acaba sana seni seviyorum desem ne dersin?
Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak.
Aşkın gözyaşları ıslatırken sevgilinin omzunu, neden bu kadar geç kaldığını sorar aşk meleği.
Ölüm dediğin nedir ki? Dönüşü olmayan tatil… Aşk dediğin nedir ki? Gençliği öldüren katil…
Bana kimse sen gibi baktı mı bilmem, ama ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım.
Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır.
Sen ruhuma cemre diye damlamadıktan sonra ben bu bedende neyleyim? Aşk da sen, hasret de sen, ben de sen.
Sevdan üflendi bir kere vakit aşk-ı kıyamet. Sen kopuyorsun yüreğimde; gönlüm gönlüne emanet.
Bir insan âşık olunca; kıskanır, bağırır, kısıtlar, hesap sorar, sahiplenir ama; anlayana işte…
Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; yüreğinde duruşunu seversin.
İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?
Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni. Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu işte.
Aşktan yana yaşadıklarımı bilseydin eğer, halen sevebiliyor oluşuma aşık olurdun…
Seni ne zamana kadar seveceğimi söyleyemem çünkü ne zaman öleceğimi bilmiyorum aşkım
Yağmur başladı… Gelse de ıslansak dediği biri olmalı insanın…
Açık çay içerdi hep, demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş, öyle derdi…
Arada bir yokluyorsun sol yanımı. Öyle bir seni seviyorum dedin ki inan olsun kalbime indin.
Yalnızlık hep güzeldir. Ama şu sensizlik yok mu, gel canımı al diyor.
Benden çok uzakta olsan da sana sarılıp dokunamasam da sana sesimi duyuramasam da kalbimizin bir olduğunu ve senin de beni ben kadar özlediğini biliyorum.
Süzül gel bir bahar güneşinde. Biraz portakal rengi karıştır gelişine, biraz da leylak kokusu. Özledim seni.
Ey sevgili bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi taşıyabilir miydin acaba bendeki seni.
Güneşin bile buz tuttuğu yerde eğer bir ışık görürsen, bil ki o benim sana yanan kalbimdir.
Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. Yaşama sebebimsin, su kadar, ekmek kadar.
Birlikte olmamamız için benim bile bir yığın sebebim var ama yine de olsun istiyorsam demek ki aşktır bu.
Bütün şairler sana mı aşıktı ki her okuduğum şiirde, dinlediğim ezgide sen vardın.
Ya gönlümü al artık seni sevmesin, ya aklımı al artık seni düşünmesin, ya feryadımı duy gözlerimden hayalin silinmesin ya da canımı al bu kadar acı çekmesin.
Sevdimse verdiğin yürekle sevdim, sen açtın bu ufku karşımda, sonsuz yürüdüm bir yolun sonuna geldim yıkık, üzgün ve paramparça sensiz.
Mürekkepten denizler, kâğıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!
Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu… Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum.
Dünyanın neresine gidersem gideyim gönlümün başkentinde oturanla bağlantımı koparamıyorum.